Bu soruya cevap vermeden evvel modern konvansiyonel iktisadın ve finansın felsefesinin olup olmadığının tartışılması önem arz eder. Çünkü bizzat iktisat dediğimiz sosyal bilimin felsefesini sorgulamak bu bilim dalının gerisinde yatan düşüncenin anlaşılmasını sağlayacaktır. Böyle bir girişim yapmadan İslam iktisadı ve finansının felsefeyle ilişkisini sorgulamak gereksizleşir. Burada mukayeseli bir yöntemle hem modern konvansiyonel iktisadın ve finansın hem de  İslam iktisadı ve finansının felsefeyle ilişkisi sorgulanmalıdır.

Öncelikle her şeyin bir felsefesi olduğu gibi modern konvansiyonel iktisadın ve finansın da bir felsefesi vardır dersek yanılırız. Her şeyin bir felsefesi vardır derken her şeyin  gerisinde yatan bir düşünce ediminin bulunduğunu kastediyorsak bu doğrudur. Ancak bu önermeyi modern konvansiyonel iktisat ve finans için kullanabilir miyiz? Kullanamayız. Çünkü modern iktisat diğer sosyal bilimler gibi felsefeden doğmuş olsa da, tarihsel süreç içinde felsefeden, dolayısıyla da düşünceden uzaklaştığı ölçüde kendisine bir varlık alanı açmıştır. Bu, bir taraftan iktisadı güçlü bir sosyal bilim yaparken diğer taraftan onu felsefeden veya düşünce edimlerinden uzaklaştırmıştır. Modern anlamıyla felsefe ile bilim arasında bir zıtlaşma veya karşıtlık bulunmaktadır. Felsefe spekülatif karakterli bir bilgi arayışını ifade ederken bilim kesinlik içeren bir bilgi peşinde koşmaktadır. İlki öznel yaklaşımları ve değerleri içerirken ikincisi nesnellik vurgusunda ısrarcıdır. Modern iktisat tercihini ikincisinden yana yaparak bilim yolunda ilerlemiş ve felsefeden uzaklaştığı ölçüde bunu gerçekleştirmiştir. Matematiksel araçlar kullanarak güçlü bir bilimsel pozisyon elde etmiştir. Matematiksel tekniklerin gelişmesi, bir taraftan iktisada bilimsel bir görünüm sunarken diğer taraftan da onu gerçek dünya meselelerinden yani felsefeden koparmıştır. Matematik kullanımındaki ustalıkla sosyal bilimler içinde en bilimsel yani en nesnel sosyal bilim şeklinde yer almıştır. Ancak gerçek dünya meselelerinden de uzaklaşmıştır.

İnsanı mutlu kılan nedir? Doğruya nasıl ulaşılır? Zenginlik erdem için tek başına yeterli midir? İnsanın bu dünyaki yeri nedir? Dünya hayatının esası nedir? Benzeri sorularla insanın yeryüzü macerasını anlamlandırmaya çalışan felsefe yani bilgi sevgisi, Arapça ifade ile hikmet sevgisi, gerçek dünya meselelerinden doğmuştur. Bilim gibi yüksek soyutluluktan ziyade insanın bu dünyadaki anlam arayışını cevaplamaktadır.

Bu uzun ancak gerekli girişten sonra yazının başlığındaki soruyu cevaplamak mümkündür. Evet, İslam iktisadı ve finansının bir felsefesi vardır. Çünkü İslam iktisadı ve finansı bizzat gerçek dünya meselelerinin sonucu olarak gelişmiştir. Müslümanların gündelik yaşamda karşılaştığı sorunları çözümlemek üzere doğmuştur. Bu bakımdan doğrudan felsefi bir çabanın hasılası olarak görünmese de ortaya çıkış koşullarının açığa vurduğu üzere, İslam iktisadı ve finansının gerisinde çok güçlü bir felsefe vardır. Bu felsefe bir hikmet arayışıdır. Dünya hayatını, modern iktisatla hazır olarak sunulan bir bilimsel faaliyet alanının dışında anlamlandırmaya çalışmaktadır. Bunu kabaca iki yolla sürdürmektedir. Birincisi, fıkıhtır. Yani dinamik bir hukukla anlam arayışını sürdürmektedir. İkincisi ise, biraz sorunlu bir şekilde modern iktisadın formuna benzeyen iktisat ve finans aparatlarıyla yapmaktadır.

Burada İslam iktisadı ve finansının felsefeyle ilişkisi politik iktisat düşüncesini gündeme getirmektedir. Politik iktisat, 18. Yüzyılda İskoç Aydınlanma geleneğinde moral felsefenin gündelik/pratik yaşama yansıması şeklinde gelişmiştir. Modern sanayi kapitalizmi ile birlikte gelen zenginliğin ahlaki açıdan sorunlar doğurması, moral felsefe altında politik iktisat denilen pratik felsefeyi ortaya çıkarmıştır. Adam Smith’in insan doğasını araştırırken sempati ve kişisel çıkar kavramları arasında gelgitler yaşaması, içinde bulunduğu dönemin gerilimiyle açıklanabilir. Modern kapitalizmin gelişimi ve Batı dışı toplumlara yayılımı müslümanlar açısından birçok soruna sebep olmuştur. Modern kapitalizmin getirdiği maddi dünya ile müslümanca yaşama arasında bir gerilim ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda İslam iktisadı ve finansı da bu sorunlara cevap üretmek üzere geliştiğinden politik iktisat tecrübesini hatırlatmaktadır. Hasılı İslam iktisadı ve finansının bir felsefesi bulunmaktadır ve bu felsefe tıpkı politik iktisat gibi moral içeriklidir ancak onun da ötesine uzanan hikmet arayışını ifade eden bir felsefedir.

20.05.2020

Adem Levent

İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümünde doktora eğitimini tamamladıktan sonra bir müddet Muş Alparslan Üniversitesinde görev yapmıştır. Halen Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır. İslam iktisadı ve finansı, iktisadi düşünce tarihi, iktisat felsefesi ve kurumsal iktisat alanlarında çalışmalarına devam etmektedir. Levent’in ilgili alanlarda birçok akademik çalışması mevcuttur.

Leave a Reply