Finansal Sistem ve Başlıca Aktörleri

Finansal piyasalar tarih boyunca fon fazlasına sahip bireyler ya da firmalar ile fon talebi bulunun birey ya da firmaları buluşturmayı hedefleyen piyasalardır. Bu piyasaların temel iki aktöründen biri olarak ifade edilen fon arz edenler; ellerinde bulunun ve tüketimlerinden arttırdıkları fonları gelir getirici iktisadi faaliyetlere aktarma gayesine girerler. Fakat bu aktörlerin mantıklı ve gelir getirici bir faaliyet fikirlerinin olmaması durumunda bu fonlar âtıl kalacaktır. Diğer yandan iktisadi bir faaliyet için planlama yapmış olan fakat fon sıkıntısı çeken birey ya da firmalar ise bu fikirlerini hayata geçirecek bir fon arayışına girerler. Bu kişilerin fon bulamaması durumunda ise toplum bu yatırımın sağlayacağı getirilerden mahrum kalacaktır. Fakat fon fazlası bulunanların hangi yatırıma güvenecekleri ya da hangi yatırımların daha iktisadi olduğunu analiz edebilmeleri her zaman mümkün olmamaktadır. Ayrıca fon talep edenlerin ise kimlerin elinde fazladan fon bulunduğunu bilmeleri finansal piyasalar olmadan mümkün değildir. İşte bu noktada finansal piyasalar fon arz edenler ile fon talep edenleri buluşturarak ekonomileri yüksek işlem maliyetlerinden kurtaran piyasalar olarak gelişmişlerdir.

Ticari bankalar, sigorta şirketleri, menkul kıymet yatırım ortaklıkları vb. kurumlar zaman içerisinde finansal piyasalarda faaliyet gösteren başlıca finansal aracı kuruluşlar olarak örgütlenmişlerdir. Daha örgütlü ve organize bir şekil alan finansal piyasalarda, yapılan işlemlerin güvenliği ve denetimi sorununun giderilmesi için zaman içerisinde düzenleyici ve denetleyici kurumlar kurularak bu piyasaların daha etkin ve güvenilir çalışması hedeflenmiştir. Merkez bankaları ve sermaye piyasası kurulları gibi kurumlar finansal piyasaların düzenleyici ve denetleyici kurumları olarak faaliyet göstermeye başlamışlardır. Bu şekilde modern anlamda bildiğimiz bir finansal piyasanın dört temel aktörü oluşmuştur.

Günümüzde finansal piyasaların başlıca aktörleri ticari bankalardır. Ticari bankalar ülkelere göre farklılık göstermekle birlikte Türkiye’de konvansiyonel bankalar (geleneksel bankalar) ve katılım bankaları şeklinde faaliyet göstermektedirler. Her iki kurum da temel olarak fon fazlası bulunanlardan toplamış oldukları fonları kredi mekanizması ile fon talep edenlere aktarma işlemini gerçekleştirmektedirler. Bu kurumlardan konvansiyonel bankalar verdikleri krediler için vadesine ve miktarına göre değişmekle birlikte bir faiz oranı belirlemekte ve elde ettikleri faiz gelirlerini fon arz edenler (mevduat sahipleri) ile paylaşmaktadırlar. Bu şekilde, fon arz edenler ellerinde bulunan fonları banklar aracılığı ile gelir getirici işlemlerde kullanabilmektedirler. Bu işlemlerin finansal piyasalarda gerçekleşmesi ve finansal piyasaların da düzenleyici ve denetleyici kurumlar tarafından kontrol ediliyor olması bu işlemleri sağlıklı bir şekilde yapılmasına olanak sağlamaktadır.

Katılım bankalarında ise konvansiyonel bankalardan farklı olarak fon talep edenlere doğrudan finansman sağlanmamakta bunun yerine fon talep edenlerin tüketim ya da yatırım amacı ile talep ettikleri ürünlerin dolaylı satışı yapılmaktadır. Burada katılım bankaları konvansiyonel bankalardan farklı olarak fon talep edenlere yaptıkları satıştan elde ettikleri kar bedelinden mevduat sahiplerine pay vermektedirler. Özellikle faiz konusunda hassas ve faizli işlemlerden kaçınmak gayesinde olan iktisadi aktörlerin konvansiyonel bankalara bir alternatif olarak katılım bankalarını tercih ettikleri görülmektedir. Bu noktada katılım bankaları geleneksel bankacılık faaliyetlerine bir alternatif sistem olarak doğmuş ve gelişmiştir.

Alternatif Finansman Modellerine Örnekler

Modern anlamda bildiğimiz finansman kaynaklarına alternatif birçok finansman modeli bulunmaktadır. Bunlar dünyanın farklı ülkelerinde farklı türden ihtiyaçları karşılamak amacı ile oluşmuş ve günümüzde de faaliyetlerine devam eden sistemlerdir. Örneğin ROSCA’lar (Dönüşümlü Tasarruf ve Kredi Birlikleri), ASCA’lar (Biriken Tasarruf ve Kredi Birlikleri), yapı tasarruf sandıkları ve mikro kredi sistemleri günümüzde aktif bir şekilde kullanılan alternatif finansman kaynakları arasında yer almaktadır.

Bunlardan ROSCA’lar özellikle Asya, Afrika ve Latin Amerika’da sıklıkla kullanılan bir sistem olarak dikkat çekmektedir. Bu sistemde genelde ortak sosyal çevrede yer alan ve genellikle birbirlerini tanıyan bir grup insanın karşılıklı güven ve sosyal dayanışma ekseninde geliştirdikleri bir sistemdir. Bu sistemde grup üyeleri yüksek miktarlı satın alma işlemlerini veya yatırımlarını finanse etmeyi amaçlamaktadırlar. Ayrıca bu sistem özellikle kırsal alanlarda yaşayan ve finansal sisteme erişimi görece daha zor olan kişilerce tercih edilmektedir. Yine bu sistemin farklı isimler ile dünyanın farklı ülkelerinde uygulandığı da yapılan çalışmalarla görülmüştür. Bu sistemin faizsiz bir finansman türü olması dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Müslüman bireylerin bu sistemden yararlanarak evlilik masraflarını ve hac ibadetinin maliyetini finanse etmesini sağladığı görülmektedir.

Dünya üzerinde kullanılan bir diğer alternatif finansman sistemi ise ASCA (Accumulating Savings and Credit Association- Biriken Tasarruf ve Kredi Birliği) sistemdir. Bu sistemde ise ROSCA’lardan farklı olarak öncelikle altı ay veya bir yıl süre ile grup üyeleri tarafından biriktirilen paralar grup üyelerine ya da grup dışı bir kişiye faizli kredi olarak kullandırılmaktadır. Grup üyeleri dışında birinin kredi kullanımında uygulanan faiz oranı ise grup üyelerine uygulanan faiz oranına göre daha yüksek olmaktadır. Bu şekilde birikin tasarrufların krediye dönüşmesi sağlanmakta ve tasarruf edenlerin kredi mekanizması yardımı ile gelir elde etmeleri sağlanmaktadır.

Yapı tasarruf sandıkları ise başta Almanya olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinde uygulanan daha çok bireylerin konut alımlarını finanse etmeyi hedefleyen bir alternatif finansman yöntemidir. Bu sistemde konut sahibi olmak isteyen tüketicilerin tasarruflarının yer aldığı bir havuz sistemi oluşturularak üyelerin tasarruflarının bu havuzda birikmesi sağlanmaktadır. Belirli bir miktar tasarruf birikimine ulaşan bireyin havuzdan uygun faiz oranı ile kredi çekmesi sağlanarak bu kişinin konut sahibi olması hedeflenmektedir. Türkiye’de de Haziran 2021’de Emlak Katılım Bankası aracılığı ile bu sistemin kullanılmaya başlanacağı ifade edilmiştir.

Mikro kredi sistemi ise Nobel ödüllü iktisatçı Muhammed Yunus tarafından geliştirilen ve daha çok kırsal kesimde yaşayan, küçük çaplı üretimler gerçekleştiren kişilere küçük miktarlarda kredi imkânı sunun bir sistemdir.  1976 yılında Grameen bankası ise kurumsal hale gelen mikro kredi sistemi ile küçük işletme sahiplerinin tefecilerden yüksek faiz oranı ile kredi kullanmalarının önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca Yunus’a göre mikro kredi sistemi aynı zamanda toplumsal refahın da artmasını sağlayacak bir sistemdir.

Sonuç

Sonuç olarak temelde fon arz edenler (tasarruf sahipleri) ve fon talep edenleri buluşturan piyasalar olarak ifade edilen finansal piyasalar, küreselleşme ile birlikte ekonomilerin temel unsuru haline gelmişlerdir. Finans piyasası gelişmiş olan ekonomilerin küresel anlamda söz sahibi olduğu ve dünya ekonomik sisteminin temel oyuncuları olduğu bariz bir şekilde görülmektedir. Bu durumda bireylerin ve firmaların tasarrufa özendirilebilmesi için finansal piyasaların son derece etkili bir biçimde organize edilmesi önem taşımaktadır. Bu konuda düzenleyici ve denetleyici kurumların (TCMB, SPK ve BDDK gibi) etkin ve işlevsel olması finans piyasasının güvenirliliğini de arttırmaktadır.

Etkin işleyen finansal piyasaların bir diğer önemli özelliği ise alternatif finansman ürünlerini rahatlıkla ortaya çıkarabilmeleridir. Konvansiyonel bankacılık (faiz sistemi üzerine inşa edilmiş bankacılık) sistemine alternatif kurumların varlığını ve çeşitliliğini sağlayan finansal sistemler çok daha fazla birey ve firmanın tasarruf edebilmelerine ve yatırım yapabilmelerine imkân sağlamaktadırlar. Örneğin Türkiye gibi Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu ülkelerde faaliyet gösteren katılım bankaları ve tasarrufa dayalı finansman kurumları alternatif finans yöntemleri sunan, mevcut tasarruf miktarını arttıran kurumlar olmuşlardır. Faizsiz finansman modeli arayan birçok kişi ya da kurum bu yöntemler ile finansman sağlayabilme imkanına kavuşmuş ve ihtiyaç duydukları finansmanı temin edebilmişlerdir. Katılım bankalarının toplam bankacılık faaliyetleri içerisindeki payının 2019 yılı sonu itibari ile ilk kez %6’nın üzerine çıkmış olması (Ziraat Katılım Bankası, Vakıf Katılım Bankası ve Emlak Katılım Bankasının da pazara girmesi ile bu payın daha da artacağı tahmin edilmektedir) ve yine Mart ayı başında yapılan Sosyal Finans Zirvesi’nde ifade edilen “faizsiz finansman modeline dayalı faaliyet gösteren şirketlerin cirolarında son 4 yılda yaklaşık 7 kat büyüme” piyasaların alternatif finansman arayışında olduğunun bir göstergesi olarak ifade edilebilir. Tüm bu örnekler de bize göstermektedir ki gelişen ve farklı alternatifler sunan bir finans sistemine sahip olmak daha çok birey ya da firmanın tasarruf edebilmesine olanak sağlamaktadır.

Ek Okuma Önerileri

Frederic S. Mishkin, Finansal Piyasalar ve Kurumlar, Bilim Teknik Yayınevi

İlker Parasız, Finansal Piyasalar ve Kurumlar, Ezgi Yayınları

Komisyon, Finansal Ekonomi, Anadolu Üniversitesi AÖF Yayınları

Muhammed Yunus, Yoksulluğun Olmadığı Bir Dünyaya Doğru, Doğan Kitap

https://www.tkbb.org.tr/faizsiz-finans-urunleri
https://www.tkbb.org.tr/faizsiz-finans-sozlugu
https://www.tkbb.org.tr/tkbb-yayinlari
https://www.bddk.org.tr/Kuruluslar
https://www.investopedia.com/terms/r/rotating-credit-and-savings-association.asp
http://www.grameen.com/

05.06.2020

Dr. Öğr. Üyesi Abdüsselam Sağın

Leave a Reply