Modern iktisat 1776 yılında Adam Smith’in Milletlerin Zenginliği adlı eseri yazmasıyla başlatılmaktadır. Modern iktisadın bu tarihle başlatılması anlamlıdır. Çünkü bu tarihle beraber sistematik bir bilimsel faaliyet olarak iktisat disiplini doğmuştur. Elbette Adam Smith öncesinde iktisadi faaliyetler bulunmakta ve insanlar genel olarak iktisadi bilgilerle ilgilenmektedirler. Örneğin Kadim Grek’te Ksenofon (Xenophon), Platon ve Aristo’nun iktisatla ilgilendiği bilinmektedir. Her üç filozof da iktisadı Yunanca oikos (ev) ve nomos (yasa) kelimelerinin bir araya getirilmesi bağlamında ev veya çiftlik yönetimi anlamında kullanmışlardır. Ancak bu kullanım günümüz iktisat bilimi ile aynı anlama gelmemektedir. Kadim Grek’te ev veya çiftlik yönetimi olarak iktisat, genel anlamda felsefi bir soruşturmanın konusudur ve daha iyi bir yaşam sürdürme arayışının bir parçasıdır. Ayrı ve sistematik bir bilimsel bilgi alanı olarak ortaya çıkmamıştır. Burada yani Kadim Grek’te özel olarak ahlak genel olarak da felsefe içinde konumlanan bir iktisadi bilgiyle karşı karşıyayızdır. Bu durum Kadim Grek’le beraber aşağı yukarı modernlik öncesi bütün toplumlar için de geçerlidir ve Sanayi Devrimi dönemine kadar da aynı şekilde kalmıştır. Avrupa tarihinde görülen Merkantilizm ve Fizyokrasi deneyimleri de aksi bir durumu göstermez. Söz konusu deneyimlerin öncüleri de genişçe bir dünya görüşünün ya da felsefenin parçası olarak iktisatla ilgilenmiştirler. 

Söz konusu iktisat anlayışı Sanayi Devrimi’ne yani Adam Smith dönemine gelince değişmeye başlamıştır. Sanayi Devrimi’nin getirdiği yüksek refah ve üretim artışı, iktisat üzerine önemle durulma ihtiyacı doğurmuştur. Adam Smith’in bilgi arayışı neticesinde söz konusu ihtiyaç, ahlak veya daha genişçe felsefe içinde konumlanan iktisadı, bağımsız ve ayrı bir bilimsel disiplin hüviyetine kavuşturmuştur. Sanayi Devrimi’nin şafağında kitaplar kaleme alan Adam Smith, yüksek refah ve üretim artışını işbölümü ve uzmanlaşmanın sonucu olarak ele almış ve bu dönemki gelişmeleri önceki iktisadi faaliyetlerden özenle ayırmıştır. Artık Sanayi Devrimi ile beraber gelen bir ticari toplum bulunmaktadır ve ilgili ticari toplumun analizini yapmak bağımsız bir iktisat disiplininin doğuşunu hazırlamıştır. İşte bu nedenle Adam Smith modern iktisadın kurucusu olarak kabul edilmektedir. Adam Smith bir taraftan gelişen ticari toplumun yüksek verimliliğini sanayi içindeki işbölümü ve uzmanlaşmaya bağlarken diğer taraftan da serbest ticaret övgüsü yapmaktadır. İşbölümü, uzmanlaşma ve serbest ticareti milletlerin zenginliğinin nedenleri olarak sıralamıştır. Bu faaliyetlerin herhangi birinden mahrum olmak yoksullaşmaya neden olacaktır. Milletlerin zenginliği ise sanayideki işbölümü ve uzmanlaşmayla ticaretteki serbestliğe dayanmaktadır. Adam Smith’in söz konusu sistematik refah analizi ve milletlerinin zenginliğine dair düşünceleri, hem modern iktisadın onunla başlatılmasına sebep olmuş hem de onu modern liberalizmin en önemli temsilcilerinden biri yapmıştır.  

Daha sonra David Ricardo, Thomas R. Malthus, Jean Baptiste Say ve John Stuart Mill ile Adam Smith’in düşünceleri devam etmiştir. Adam Smith ve ardından gelen düşünürler klasik iktisadi okul olarak anılmıştır. Klasik iktisadi okul, yaklaşık olarak 1776 ile 1871 yılları arasında Avrupa tarihinde görülen ve ilk sistematik iktisadi bilgi arayışını ifade etmektedir. Bu tarihler Sanayi Devrimi’nin de çıkışını ve yayılımını göstermektedir. Sanayi Devrimi özel olarak iktisat biliminin genel olarak da sosyal bilimlerin gelişmesini sağlayan büyük çaplı bir toplumsal dönüşümdür. Bu toplumsal dönüşüm veya alt üst oluş, eski toplumları ve onların felsefe içinde konumlanan bilgi arayışlarını da dönüşüme uğratmıştır. Sanayi Devrimi ile beraber gelen yeni durum, yeni, bağımsız ve sistematik bilgi arayışlarını doğurmuştur. İktisat bilimi de bu alt üst oluşun sonucunda ortaya çıkmıştır. Kısacası modern anlamda iktisat biliminin Adam Smith’le başlatılması, onun Sanayi Devrimi’nin şafağında yazan ve devrimin getirdiği toplumsal ve iktisadi dönüşümü analiz eden bir düşünür olmasıyla ilgilidir.

Not: Bu yazı boyunca iktisat ile ekonomi arasında bir ayrım gözetilmemiş ve iktisat teriminin kullanılması tercih edilmiştir. Ancak iki terim arasında şöyle bir ayrım yapılmaktadır. İktisat Arapça tasarruf etmek/tasarruflu olmak anlamına gelirken ekonomi Yunanca oikos (ev) ve nomos (yasa/yönetim) kelimelerinin bir araya getirilmesiyle ev veya çiftlik yönetimi anlamına gelmektedir. İktisatlı davranmak deyimi tasarruflu olmak anlamında, idare etmek deyimi ise yönetmek anlamında kullanılmaktadır.

18.03.2020

Adem Levent

İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümünde doktora eğitimini tamamladıktan sonra bir müddet Muş Alparslan Üniversitesinde görev yapmıştır. Halen Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır. İslam iktisadı ve finansı, iktisadi düşünce tarihi, iktisat felsefesi ve kurumsal iktisat alanlarında çalışmalarına devam etmektedir. Levent’in ilgili alanlarda birçok akademik çalışması mevcuttur.

Leave a Reply